SAVUNMA SANAYİİ & YAPAY ZEKA İLE İLİŞKİSİ

YAPAY ZEKA NEDİR?

Yapay zeka terimini basitçe açıklarsak; görevleri yerine getirmek için insansı özellikleri taklit edip rasyonel düşünerek, topladıkları verilerden yola çıkma yöntemi ile kendilerini geliştirme yeteneğine sahip olan sistemlerdir.

 

YAPAY ZEKANIN GELİŞİMİNE HANGİ ALAN ÖNCÜ OLDU?


İlk olarak 1956 yılında ortaya atılan yapay zeka terimi; tıp, siber güvenlik, ulaşım, müşteri hizmetleri, reklamcılık, turizm, ticaret gibi çeşitli alanlarda kendini gösterdi. Yapay zeka sektörüne asıl öncelik eden alan ise askeri teknoloji alanıydı. 1960 yıllarında ABD Savunma Bakanlığı tarafından bilgisayarları eğitme yöntemi ile ivme kazanmaya başladı. Daha sonra elde ettiği kazanımları uzay teknolojisi ve askeri ekipman alanlarına entegre etti. ABD Savunma Bakanlığına bağlı olan Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) ise, bu alanda sektöre öncülük ettiği sanılan Google gibi şirketlerden çok önce davranarak 2003 yılında kişisel asistanlar üretmeye başladı.

 

ASKERİ TEKNOLOJİ ALANINDA YAPAY ZEKANIN KULLANIMI


Savunma sanayiinin öncelik ettiği yapay zeka, askeri alanlarda yeni kullanım alanlarının ortaya çıkmasına neden oldu. Özellikle son yıllarda hız kazanmış olan AR-GE yatırımları sayesinde; komuta kontrolden siber ve elektronik harp alanına, akıllı ve otonom silahlardan istihbarat keşif ve gözetleme alanlarına kadar çeşitli noktalarda olağanüstü bir hız ile yeni değişimlerin önünü açtı. Bu değişimler, ülkelerin bölgesel veya küresel nüfuz alanlarına yani diplomasi güçlerine doğrudan yansıdı. Bu yansımayı gören ülkeler, devasa boyutta bütçeler ile yapay zeka alanında AR-GE çalışmaları yarışlarına girişti. Özellikle ABD ve Çin arasında başlayan yapay zeka rekabetinin galibi askeri güç ve bölge nüfuzu alanda önemli bir avantaj elde edecektir.

 

TÜRKİYE BU YARIŞA NASIL ADIM ATTI


Ülkemiz çoğu alanda treni kaçırmasına rağmen bu alanda treni tam zamanında yakalamış bulunmakta. ABD veya Çin kadar devasa bütçeler ayıramasa da Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı doğrultusunda gerekli çalışmalar yürütülmektedir. İlk olarak İnsansız Hava Araçları alanında önemli kazanımlar elde edildi. ABD'li General Atomics tarafından üretilen GNAT İHA'ları ve İsrail'den aldığımız Heron'ların tedarik sürecine paralel bir şekilde milli imkanlarla bu araçların üretilmesi için gerekli adımlar atıldı. Bu adımları atmamızdaki başlıca sebep özellikle Heron İHA'larında yaşadığımız ciddi sıkıntılardı. Bu kapsamda Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından sırasıyla; İHA-X1(1992), Turna- Keklik (1996), Pelikan-Martı (2003), Gözcü (2007), Öncü (2008), Şimşek (2012) ve en nihayetinde de ANKA insansız hava araçları geliştirildi.1990 yılında TUSAŞ tarafından çalışması başlanılan İHA-X1 Şahit sistemi, ilk üretilen yerli İHA idi. 1992 yılında iki adet üretilmiş, ancak seri üretimi gerçekleşmemişti.


2000 yıllarının başlarında Bayraktar ailesi Şırnak'ta bulunan Gabar Dağı eteklerine bir atölye kurdu. 3 yıl boyunca bölge incelendikten sonra Türk Ordusu'nun o dönemde ihtiyacı olan Bayraktar Gözcü mini İHA geliştirildi. Daha sonra Anka'nın geliştirilmesi için ise sözleşmeler imzalandı. 2009 yılına geldiğimizde ise Malazgirt İHA sistemi, mini robotik helikopter olması özelliği ile teslim edilerek dünyada ilk kez TSK tarafından kullanıldı.


2012 yılına geldiğimizde ise ANKA-A'nın testlerine başlandı. ANKA projesinin ilk konfigürasyonu ise hendek operasyonlarında kullanıldı.


2014 yılına geldiğimizde ise Bayraktar TB2 ilk uçuşunu gerçekleştirdi. İhale anlaşmalarına göre 10 saat havada kalması gereken TB-2ler, 24 saat havada kalarak Türkiye havacılık rekoru kırdılar. 2019 yılında Kuveyt'te çöl koşullarında test uçuşu gerçekleştiren TB-2ler 27 saat ile kendi rekorunu egale etti.2015 yılında silahlandırılan TB-2lerden envanterimizde 118 adet bulunuyor.


Türk İHA'larının dönüm noktası ise ANKA-S ve ANKA-AKSUNGUR oldu. Daha sonra Bayraktar Akıncı geliştirildi. Dönüm noktası olmasının sebebi ise Akıncı'nın Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA) olmasıdır. 1350 kg faydalı yük taşıma kapasitesine sahip olan Akıncı sayesinde Türkiye, bu sınıfta insansız hava aracına sahip Dünyadaki 3 ülkeden birisi oldu.

İnsansız hava araçları alanında çeşitli şirketler çeşitli İHA'lar yapmakta. Bunlara örnek olarak; Vestel karayel, ALPAGU Blok 1 ve 2,Kargu,Karagöz,Doruk,Tetron,Uçankaya gibi İHA'ları örnek verebiliriz.


 


PEKİ BİLGİ TABANLI HARPTEN YAPAY ZEKA TABANLI HARBE GEÇİŞ SÜRECİNDE TÜRKİYE SADECE İHA ALANINDA MI GELİŞİM GÖSTERİYOR?,


Tabii ki hayır! Ülkemizin İHA'lar sayesinde insansız araçların önemini fark etmesi sonrasında Ares tersanesi ve Meteksan Savunma tarafından Türkiye'nin ilk silahlı insansız deniz aracı (SİDA) geliştirildi. İki şirketin birkaç yıldır devam eden geliştirme faaliyetleri sonrasında ULAQ serisinin ilk ürünü SİDA prototipi üretildi.


SİDA 400 km seyir menziline, saatte 65 km sürate, gece görüş kabiliyetine ve milli kriptolu haberleşme altyapısına sahip olacak. Sadece uzaktan kontrol edilen bir insansız deniz aracı olmanın haricinde, yapay zeka ve otonom davranış özellikleriyle donatılacak. Böylece Türkiye askeri alandaki yapay zeka ilerlemesini sadece hava araçlarına değil deniz araçlarına da yansıtmış olacak.


Yapay zekalı insansız kara araçları (İKA)'nda da önemli ölçüde gelişme sağlanmış bulunmakta. İKA ailesinin ilk ürünü olan ALKAR R4 ile başlanılan bu serüveni uzaktan kumandalı veya yapay zekalı bomba imha robotları, Aselsan tarafından geliştirilen Kaplan, TMR- Çetin, TMR - Dinçer, TMR- Zafer, TMR- Kutlu ve Ukap gibi İKA'lar takip etti. Halen yürütülmekte olan çeşitli projeler bulunmakta.



 

YAPAY ZEKA BİR SİLAH MIDIR?

Yapay zeka her şeyi değiştirme potansiyeline sahip bir genel kullanım teknolojisi olmakla birlikte, yapay zeka teknolojisinin kendisi bir silah değildir. Ancak önemli olan nokta; bu teknolojinin tehlike olup olmadığı değil, hangi alanlarda kullanılıp tehlike saçan bir teknolojiye dönüştürülüp dönüştürülmediğidir.


Kaynakça:


401 görüntüleme1 yorum